
Yemen‘de uzun yıllardır devam eden çatışmalar, yeni bir aşamaya geçiyor. Husiler, Suudi Arabistan’ı hem askerî hem de siyasi açıdan köşeye sıkıştırarak, Riyad yönetimine büyük bir fatura sundular. Bu durum, Suudi Arabistan için hem ekonomik hem de siyasi açıdan ciddi bir tehdit oluşturuyor.
Wall Street Journal’da yer alan habere göre, Husiler, çatışmaların sona ermesi karşılığında Suudi Arabistan‘dan tam 51 milyar dolar talep etti. Husilerin bu talebinin, yıllardır süren Suudi askerî operasyonlarının ve Yemen’e uygulanan ablukanın yol açtığı zararların tazmini için gerekli olduğu ifade ediliyor. Ancak, taleplerin yalnızca ekonomik tazminatla sınırlı olmadığı ve Husilerin, Riyad yönetiminden kendilerini Yemen’in meşru yönetimi olarak tanımasını da istediği belirtiliyor.
Bu durum, Suudi Arabistan için daha büyük bir siyasi sorun anlamına geliyor. Çünkü Husilerin bu talebi, Riyad’ın uluslararası alandaki itibarını da zedeleyebilir.
Öte yandan, Husilerin Suudi Arabistan’a yönelik saldırılarına ekim ayında belirgin bir artış gözlemlendi. Çatışma izleme kuruluşu ACLED’in verilerine göre, grup, neredeyse her gün krallığa saldırılar düzenledi. Bu saldırılar, özellikle sivil havaalanları ve enerji tesislerini hedef alarak, Suudi Arabistan’ın seyahat ve ulaşım faaliyetlerini tehdit ediyor. Bunun yanında, ülkenin en büyük enerji şirketi Saudi Aramco da saldırılardan nasibini alarak, bazı tesislerinde yangın ve hasar meydana geldiği bildirildi.
Riyad yönetimi, Husilerin ilerleyişini durdurmak için askerî seçenekleri masaya koysa da, yeni bir kara operasyonunun maliyeti konusunda ciddi endişeler taşıyor. Suudi yetkililere göre, Veliaht Prens Muhammed bin Selman, sahada belirli kazanımlar elde edilmeden Husilerle kapsamlı bir anlaşmaya varılmasını istemiyor. Ancak, Yemen’e daha fazla Suudi askeri gönderilmesinin ağır kayıplara yol açabileceği ve ülke içinde büyük tepki oluşturabileceği değerlendiriliyor.
Bu bağlamda, Suudi Arabistan’ın askerî kapasitesinin sahadaki beklentileri karşılamakta zorlandığı belirtiliyor. Uzmanlar, Suudi Arabistan’ın sahip olduğu askerî imkânların uyumlu ve güçlü bir ordu oluşturmakta yeterli olmadığını ifade ediyor.
Uluslararası destek beklentisi henüz gerçekleşmeyen Suudi Arabistan, bu durumla birlikte bölgedeki güvenlik risklerinin de arttığını gözlemliyor. ABD, Husilere karşı doğrudan yeni bir destek vermekten kaçınırken, İran ile ABD ve İsrail arasında yaşanabilecek yeni bir askerî çatışmanın Yemen’deki dengeleri tamamen değiştirebileceği uyarıları yapılıyor. Böyle bir senaryo, Suudi Arabistan’ın yalnızca Yemen kaynaklı tehditlerle değil, İran ve diğer silahlı gruplardan gelebilecek saldırılarla da aynı anda mücadele etmek zorunda kalabileceği anlamına geliyor.
Sonuç olarak, Suudi Arabistan için bu süreç, hem ekonomik hem de siyasi açıdan zorlu bir dönem olarak karşımıza çıkıyor. Husilerin taleplerinin kabul edilip edilmeyeceği, bölgedeki dengelerin nasıl şekilleneceği ise merakla bekleniyor.
