
Dolandırıcılık vakaları, sahte yatırım teklifleri ve uydurma yardım kampanyalarının ötesine geçerek sosyal medyada yeni bir boyut kazandı. Artık dolandırıcılar, el yapımı ürünler satışı adı altında, izleyicilerin karşısına etkileyici hikâyelerle çıkıyor. Ancak, bu satışların arkasında yatan gerçek, hiç de düşündüğünüz gibi olmayabilir. Peki, bu yeni dolandırıcılık tekniği hangi tehlikeleri barındırıyor?
Son günlerde TikTok, Instagram ve Facebook gibi sosyal medya platformlarında, el yapımı ürünler sattığını iddia eden hesaplar, izleyicilere geçim sıkıntısı çeken zanaatkârlar veya destek arayan girişimcilerin hikâyelerini sunarak dikkat çekiyor. Ancak bu hikâyelerin her zaman gerçek olmadığını belirtmekte fayda var. ABD merkezli teknoloji sitesi The Verge’in yaptığı incelemelerde, yapay zeka ile oluşturulmuş kadın karakterlerin, el yapımı kemer tokaları sattıklarını anlattıkları videolarla izleyicileri kandırdıkları ortaya çıktı.
Bu karakterler, gözyaşları içinde işlerini kurtarmak için yardım istemekte ve izleyicilerin duygularına hitap ederek onları ürünlerini satın almaya teşvik etmektedir. İşin ilginç yanı, aynı senaryolar farklı karakterlerle tekrar tekrar karşımıza çıkıyor. Burada sadece ürün değil, aynı zamanda tüketicinin kurduğu duygusal bağ da önemli bir rol oynamaktadır. İzleyiciler, karşılarında gerçek bir üretici olduğunu düşündüklerinde, satıcının kimliğini sorgulamadan alışveriş yapma eğiliminde olabiliyorlar.
Bilişim Uzmanı Osman Demircan, bu dolandırıcılık yönteminin temelinde sosyal mühendisliğin yattığını belirtiyor. Demircan, “Geleneksel dolandırıcılıktan ayıran önemli bir fark var. Dolandırıcılar artık sadece sahte ürün veya sahte internet sitesi oluşturmuyor; yapay zeka kullanarak var olmayan insanları ve onların hikâyelerini de yaratabiliyorlar” açıklamasında bulundu. Örneğin, sosyal medyada el yapımı ürünler satarak çocuklarına bakmaya çalışan bir annenin videosuyla karşılaşabilirsiniz. Ancak, o kadın ve atölyesi tamamen yapay zeka ile oluşturulmuş olabilir.
Demircan, bu dolandırıcılık yönteminin üç önemli tehlike barındırdığını ifade ediyor. Kullanıcılar, gerçekte el yapımı olmayan, seri üretim bir ürüne yüksek fiyat ödeyebilirler. Ayrıca, para gönderip ürünlerini hiç alamama riski de bulunmaktadır. Daha tehlikeli olanı ise, sahte ödeme sayfasına girerek kredi kartı bilgileri ve kişisel verilerini dolandırıcılara kaptırmalarıdır. Bu bilgiler, daha sonraki dolandırıcılık girişimlerinde kullanılabilir.
Osman Demircan, ülkemizde de sahte ürün satışı, taklit hesaplar ve ödeme dolandırıcılığı gibi tehditlerin yaygınlaştığını vurguladı. Dolandırıcıların artık gerçek bir işletme kurmasına, ürün üretmesine, hatta kamera karşısına geçmesine gerek kalmadığını belirten Demircan, yapay zeka sayesinde bu tür içeriklerin dijital bir taklidinin oluşturulmasının oldukça kolaylaştığını ifade etti. “Artık yalnızca fotoğraflara ve videolara bakarak bir sosyal medya hesabının gerçek olup olmadığını kesin biçimde söylemek mümkün değil” diye ekledi.
Demircan, dolandırıcılık ihtimalini artıran bazı işaretlere dikkat çekti. Örneğin, videodaki kişinin dudak hareketleriyle sesi arasında uyumsuzluk olması, ellerinin veya kullandığı aletlerin görüntüsünde tutarsızlıklar bulunması, aynı atölye görüntülerinin farklı hesaplarda kullanılması şüphe uyandırmalıdır. Ancak bunların eksikliği, videonun gerçek olduğunu kanıtlamaz. Ayrıca, yeni açılmış ve çok sayıda ürün paylaşmış, ancak gerçek müşteri deneyimleri bulunmayan hesaplara da dikkat edilmelidir. Çünkü yapay zeka, yüzlerce farklı müşteri yorumu üretebiliyor ve bu yorumlar, aynı dolandırıcılık organizasyonunun bir parçası olabilir.
